_StarsueHersey*Hosgeldınız_

Hakkımda

Merhaba bloğumu starsuedeki bır yarısma ıcın kurdum ve sızlere sundum ama sadece starsuedekı yarısma ıcın degıl sızlerle paylasabılmek ıcın de.HEPINIZE SITEMDE IYI EGLENCELER


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* StarSue Chat
* StarSue Forum

Kategoriler


Arkadaşlarım


modavehersey
sihirlidusler

Yeşilay Makaleleri

                                                          YEŞİLAY MAKALELERİ
 
Sigara firmalarından zehir hilesi Türkiye’de en çok satılan 6 sigara markası test edildi. Paketlere yazılan zehir oranlarının 3 kat düşük gösterildiği ortaya çıktı Sigara paketlerinde yazan zehir oranlarıyla oynandığı ve olduğundan daha düşük yazıldığı belirlendi. Doğuş Üniversitesi öğretim görevlilerinin yaptığı, 6 markadaki laboratuvar incelemelerinde, sigara paketlerinde yazılan zehir oranlarının düşük gösterildiği tespit edildi. Araştırma sonucunda paketlere yazılan nikotin, karbonmonoksit ve zifir oranlarıyla incelenen sigaralardaki oranlar arasında 3 kat fark çıktı. Halkla alay ediyorlar Nottingham Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ann McNeill ile Doğuş Üniversitesi öğretim görevlileri Erdem Pulcu ve Yard. Doç. Aslı Çarkoğlu’nun çalışması, 11 değişik organda kansere yol açan sigaraların yeterli denetimlerden geçmeden satıldığı gerçeğini de beraberinde getirdi. Test edilen 6 markanın paketlerinde ortalama 0,77 mg nikotin, 9,10 mg karbonmonoksit, 9,40 mg zifir taşıdığı yazıyor. İncelemeler sonucunda elde edilen gerçek oranlarda ise bu sigaralarda, 2 mg nikotin, 25,3 mg karbonmonoksit, 27,38 mg zifir var. Ulusal Tütün Kontrolü Programı Sorumlusu Dr. Toker Ergüder de, üretici firmaların paketlerdeki değerlerle oynadığını doğruladı. 150 çeşit kontrolsüz Çalışmanın sonuçlarını yorumlayan Ulusal Tütün Kontrolü Programı Sorumlusu Dr. Toker Ergüder, üretici firmaların paketlerde değişiklik yaparak halkı aldatlıklarının anlaşıldığını söyledi. Ergüder, Türkiye’de satılan sadece 6 sigara markasının test edildiğini belirtti. İncelenmeden satılan sigaraların sağlık açısından büyük riskler taşıdığına dikkat çeken Ergüder, Tütün Piyasa Düzenleme Kurumu bandrolü olmasına rağmen laboratuvar testlerine tutulmadan satılan 150’den fazla sigara çeşidinin bulunduğunu hatırlattı.
BUNLARI HİÇ DUYDUNUZ MU?
  • Günde 20 adet sigara içen insanın vücudunda 20 yıl sonra 7 kg. is ve katran birikmektedir.
  • Suçlu insanların % 95’i sigara içmektedir.
  • Dünyada her 8 saniyede 1 insan sigaradan ölmektedir.
  • Sigara içen insanın akciğeri kanserli tümörler tarafından sarıldığı için katrana bulanmış gibi kap karadır.
  • Sigara içenler, içmeyenlere oranla 10 kat daha fazla kanser olma riskini taşırlar.
  • Yapılan bir araştırmaya göre, Türk insanının Avrupalılardan 10 yaş daha erken kalp krizi geçirdiği ve bunun en önemli nedeni sigara olduğu yönde ispatlanmıştır.
  • Çekilen her nefes  50 000 hücrenin ölümüne sebep olmaktadır.
  • Sigaranın en önemli tüketicileri 3. dünya ülkeleridir.
  • Kızılderililer, topraklarını ele geçiren beyaz adamları tütüne alıştırarak en büyük intikamlarını almışlar.
  • Ağız yoluyla alınan 1-2 santigram nikotin, insanı ölüme götürebilir.
  • Sigara tüm ölümlerin beşte birinden sorumludur.
  • Tüm kansere bağlı ölümlerin % 30’ndan sorumludur.
  • Sigara içenler; ortalama 15 yıl daha az yaşamaktadır.
  • 15 yıl sigara içen bir insanın ölüm riski % 50’dir.
  • Her yıl 3000 kişi çevrede içilen sigaradan etkilenerek ölmektedir.
  • Sigara içilen bir evde yaşayan bir insanın kansere yakalanma riski % 30’ dur.
  • Dünyada 6 trilyon paket sigara üretilmektedir.
  • Dünyada en çok sigarayı Çin üretmektedir. 2. büyük üretici ise ABD’den Phlip Morris firması gelmektedir.
  • Türkiye’de yılda 6 milyar paket sigara tüketilmektedir.
  • 1 milyar Çinlinin 385 milyonu sigara tiryakisi olup her yıl 750 bin kişi sigara yüzünden hayatını kaybetmektedir.
  • Bir nargile içmek, 50 adet sigaranın içimine bedeldir.

SİGARA BAĞIMLILIKTIR.
SİGARADAN KURTULMAK İSE;
ÖZGÜRLÜKTÜR


İçmeye devam edersen ne olur?

 

             DUMANINI YEL ALIR,
                 
         PARASINI EL ALIR,
                                       DERDİ SANA KALIR.

SİGARA MACERASI

        Yaklaşık 3 yıldır sigara, alkol ve uyuşturucunun zararlarını araştırarak kendi çapımda bir mücadele başlattım. Bulduğum kaynakları birleştirmek suretiyle bir sunu haline getirdim. Önce kendi okulumdan başlamak üzere hemen hemen Orhangazi’nin tüm okullarını seyyar bir gezici gibi; sırtımda projeksiyon cihazı, elimde bilgisayar kasası, okul okul dolaştım. Gösterinin sonunda, vicdani bir sorumluluğu yerine getirmenin mutluluğunu yaşadım. Zira, izleyicilerden aldığım tepkiler son derece olumluydu. Sonuç olarak; bir hayli kişinin sigarayı bıraktığına şahit oldum. Bırakmayanların da kafalarında en azından bir soru işareti bıraktığıma inanıyorum.  Yaptığım bu çalışmayı sizlerle paylaşmak adına, günlük olarak yazmayı planladım. Zararlı alışkanlıklar ve bunlarla mücadele etme yöntemlerine genel bir bakış çerçevesini çizdikten sonra, sigaradan başlamak üzere: alkol, uyuşturucu ve madde bağımlılığı konularını sırasıyla işlemeye çalışacağım. 
         Ülkemizde zararlı alışkanlıklarla mücadele her dönemde olmuş ve olacaktır. Ancak eksik gördüğüm taraf: genellikle kutlama veya anma tarzında yapılmasıdır. Dolayısıyla “her şey protokol için” mantığı ile hareket etme anlayışı, gerçek bir mücadeleye set çekmektedir. Zira izleyici kitlesi, genelde mülki erkan ve seçilmiş bir grup öğrenciden ileriye gitmemektedir. Oysa bu mücadele, daha geniş kitlelere yayılmalı; radyo, televizyon, basın ve yayınlarda daha geniş yer verilmelidir. İnsanlar, bu konularda uyarılmalı; zararlı alışkanlıklara dikkat çekilmeli ve seviyelerine göre muhakkak  eğitilmelidirler.   
        Belediyelerin görevleri arasında; insan sağlığını ilgilendiren konulara duyarlılık göstermesi ve zararlı alışkanlıklarla mücadele etmesi gibi konular da vardır. Faydalı olmakla beraber; sene de bir kere, bir doktoru getirerek okulun birinde protokol eşliğinde ve resmi bir havada konferans verdirerek bunun önüne geçilmesi imkansızdır. Bence bu bir plan-program dahilinde, halkın tüm bireylerine ulaşılacak şekilde, topyekun bir mücadelenin başlatılması ile mümkün olabilir. Şunu da unutmamak gerekir; bu görev, sadece belediyelerin değildir. Başta Kaymakamlık olmak üzere: Milli eğitim, Jandarma, Emniyet, Sağlık, dernekler, basın, ve sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek, bir eylem planını oluşturması ve bu eylem planını tavizsiz ve kararlı bir şekilde yürütmeleri ile mümkün olabilir. 
        Mücadele konusu ne olursa olsun, yöntemin ilk aşaması eğitim olmalıdır. Tüm okulları kapsayan bir organize ile uzman bir grubun: konferans, sunu veya drama tarzında gösteriler yaparak öğrencileri bilgilendirmeli ve çevrede kurulan tuzaklara dikkat çekilmelidir. Uygun yerlere, konu ile alakalı afişler asılmalı; zararları anlatan kitapçıklar dağıtılmalıdır. Öğrenci velilerine yönelik veya tüm halka açık bilgilendirme toplantıları tertiplenerek toplum bilinçlendirilmelidir. Zira, bilinçli bir toplum yasalara her zaman saygılı olur. Unutulmamalıdır ki, bir toplumun ayakta kalabilmesi, toplum tarafından belirlenmiş yasaların korunmasına, tüm bireylerin yasalara uymak için çaba harcamasına, uymayanların da cezalandırılmasına bağlıdır.
        Emniyet birimleri görevlerini fazlasıyla ifa ettiklerinden şüphemiz yoktur. Ancak, çevreden aldığımız bazı duyumlar bizleri üzmektedir. Nadiren de olsa okullara kadar sızan, alkol, uyuşturucu ve madde bağımlılığı gibi illetler, Orhangazi halkı olarak hepimizi tehdit etmektedir. Önlem alınmadığı sürece bu katlanarak devam edecek ve önüne geçilemeyecek bir hal alacaktır. Sonuç olarak; gerek fert gerekse de toplum olarak bu tehditten etkileneceğiz demektir. 
        İçimizi karartan bu tablodan sonra gördüğümüz bazı gelişmeler bizleri umutlandırmaktadır. Basından takip ettiğimiz kadarıyla; Avrupa birliğine girme sürecinde, sigaraya dair olumlu gelişmeler yaşanmaktadır. Ülkemizde kapalı mekanlarda sigara içilmemesi, AB deki bazı ülkelerde sigara içen vatandaşların 2. sınıf vatandaş muamelesi görmesi ve mahkemelik olan sigara üreticilerinin ödedikleri astronomik tazminatlar, olumlu bir trendin yakalanmasına işaret olduğu realitesi, bizleri sevindirmekte ve teselli etmektedir. Ayrıca ilçemizde kurulan İlçe Denetim Kurulunun bir ekip halinde yaptığı çalışmalar takdire değer bir gelişmedir.  
        Her ne kadar devlet bir takım kanunlar koymuş ise de uygulama alanının eksikliği ailelerin ve çevrenin duyarsızlığı maalesef olumsuz bir tabloyu oluşturmaktadır. “Anayasanın 58. maddesi: Devlet, gençleri; alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için tedbirler alır.” Demektedir. Dışardan bakıldığında oldukça yerinde yapılmış bir kanun olmasına karşın; ne yazık ki uygulamada o kadar başarı görememekteyiz. Zira, basın ve yayının hali ortada. Denetleme mekanizmasının ağır ya da hiç çalışmaması nedeniyle televizyonlarda: kan, şiddet, kin, nefret, pornografi, özel yaşama müdahale ve kişileri yargısız infaza götüren zararlı programların çoğalması söz konusudur. Özellikle basın özgürlüğü veya aşırı hürriyetlerin arkasına sığınılarak; özel yaşamların deşifre edilmesiyle, aile kurumu dinamitlenmektedir. Elit tabakanın şatafatlı yaşantısını örnek bir davranışmış gibi sergileyen televizyon programları; asparagas haberlerle kadını bir meta, bir obje olarak kullanması suretiyle, özentiyi doruğa çıkarmıştır. Medyatik kişilerin sürekli yaptıkları şaklabanlıklar ve toplumun kültürüyle bağdaşmayan gayri ahlaki davranışlar, sürekli olarak seyirciye angaje edilerek; televole denilen yeni bir kültürün doğmasına sebebiyet vermiştir.  Bu kültürünün artarak aile yaşantımıza kadar girmesi toplumu iyice yozlaştırmıştır. Bunun semeresi olarak da: yuvaların dağılmasına, intiharların çoğalmasına; sigara, alkol ve madde bağımlılığının artmasına sebebiyet vermiştir. 
        Toplumun gözü önündeki bulunan şahsiyetler ne yazık ki her şeyiyle örnek alınmaktadır. Örneğin: sanatçılar, mankenler, artistler… vs. İyice zıvanadan çıkmış; sanatla, edeple hiçbir alakası olmayan –sözüm ona- sanatçı tiplemelerinin olumsuz davranışlarını izleyen gençler, özenerek onlar gibi davranmaya başlamaktadır. Bunları örnek alan gençler ne yazık ki; benliğinden uzaklaşmış, kimliğini kaybetmiş bir neslin doğmasına; var olan neslin de iyice yozlaşmasına sebep olmaktadırlar. Üzülerek ifade edeyim ki; bizleri içerden vurmak isteyen güçler ne yazık ki muvaffak olmaktadır. 
        Unutmamalıyız ki artık silahlı mücadele devri kapanmıştır. Milletleri çökertmenin yolları maddeden değil manadan geçtiği bir devirdeyiz. Manen ve ahlaken çökertilen toplulukların iflahı mümkün değildir. 
       Vatandaş olarak herkes üzerine düşeni yapmadığı sürece, inzibati tedbirler ile bu yozlaşmanın önüne geçilmesi imkansızdır. Evvela toplumu oluşturan bireyler bilinçlenmelidir. Bu kutsal görev ailenindir. Toplumu oluşturan bireylerin kontrol mekanizma ise devlete aittir. Devlet, önce eğitimi vermeli sonra caydırıcı tedbirler almalıdır. Kanunları yürütecek yasal prosedürler ise harfiyen işlenmelidir. Ancak bu şekilde zararlı alışkanlıklara set çekilebilir. Kısaca alt yapı oluşturulmadığı sürece herkesin kafasına bir polis dikseniz dahi bu olumsuz süreç devam edecektir. 
        Toplumu oluşturan ana kaynak mademki bireylerdir; o halde bireylerin kalplerini, iman; vicdanlarını, adalet; akıllarını ise ilim ve irfan ile donatmalıyız ki, bilinçli bir toplumu oluşturalım. Ayrıca, görgü kurallarını ve milli hasletleri ona aşılamalıyız ki; milli ve manevi sorumluluk anlayışıyla, kültürüne, inancına ve vicdanına sahip çıkabilsin. Kısaca; herkesin vicdanı bir hafiye –polis- olarak görev yapmadığı sürece bu musibetin önüne geçilemez.
Birlikte hareket etmenin önemi büyüktür. Birlik ve beraberliğini koruyan milletler ayakta kalmayı başarmışlardır. Milli benliğini, birlik ve beraberliğini yitiren topluluklar ise yok olmuşlardır. Tarihimiz bunlara şahittir. O halde, taşın altına herkes elini koymalı; Birlikte hareket ederek nemelazımcılığı ortadan kaldırmalıyız.
         Zararlı alışkanlıklar ile mücadeleyi “Sigara” ile başlamamın nedeni; masum gibi görünen, ancak vücudun bütün organlarına hükmeden ve onu kendisine esir eden bu illet, ne yazık ki tüm zararlı alışkanlıklara giden yolun baş tacı olmasındandır. Sigaranın sıradan keyif verici bir arkadaş olarak görülmesi, zararlarının fazla bilinmemesi, sigara içme yaşının gittikçe düşmesi, gelecek neslimiz adına gerçekten endişe verici olması; sigarayla mücadele etmenin ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkarmaktadır. İşte dikkatleri bu konulara çekmek amacıyla, öncelikle bu konuya eğildim.
        Zararları, keşfedildiğinden beri bilinen sigara illeti; tarihte düşmana karşı kullanılan önemli bir silah olarak yer almıştır. Örneğin Kızılderililer beyaz insanları tütüne alıştırarak en büyük intikamlarını almışlar. 
          Dost gibi görünen düşman kuvvetleri, Dünya harbi sıralarında cephelerdeki gençlerimizin başarılarını pasifize etmek amacıyla; sigara ve alkole alıştırma çabaları baş göstermiştir. İstanbul işgal altında iken; düşman kuvvetleri içki dolusu gemileri karaya yanaştırarak Türk gençlerine bedava dağıtmak suretiyle zehirleme çabaları yoğun bir şekilde devam etmiştir. Basiretli ilim adamlarımız bunun farkına varır varmaz, hemen mücadeleye başlamışlar. Zamanın Şeyhülislamı Haydarizade İbrahim Efendi, Ord. Prof. Mazhar Osman'ın öncülük yapmasını isteyerek, "Hilal-i Ahdar" adı altında bir cemiyet kurmasını istemiş. Bu amaçla 5 Mart 1920 tarihinde kurulan bu cemiyetin kurucuları arasında; bir medrese hocası iken, 1. dünya harbinde talebeleriyle birlikte Rus cephesinde başarılar sağlayan; Bediüzzaman lakaplı, meşhur Said-i Nursi‘de yer almaktaydı. Hilal-i Ahdar Derneği (Yeşilay Cemiyeti) o gün bu gündür mücadeleye devam etmektedir. O günlerde, sigara ve alkole karşı gösterilen tepki ve mücadele ise maalesef günümüzde o denli gösterilmemekte ya da göstermelik kutlamalarla geçiştirilmektedir. 
          Biz küçükken, askerden birileri terhis aldığında koşarak evine “hoş geldin”e giderdik. O da bize asker sigarasını ikram ederdi. Anlamasak da hoşumuza giderdi. Hatta birbirine ekler boru gibi uzatır içmeye çalışırdık. Bu sigaralar askerlere kartonla verilirdi. Türk Silahlı Kuvvetlerin damgasını taşıyordu yani dışarıdan gelmiyordu. Anlayamadığım, ekmek - su gibi asker istihkakı olarak sigaranın verilmesinin hikmeti neydi? Sigarayı içen ve içmeyen ayrımı yapılmaksızın neden verilirdi? Sadece bedeni zararın yanı sıra maddi bir külfet olarak da askerin bütçesine bir kambur değil miydi? İşte bu soruların cevabını gerçekten merak ediyorum… 
        Bir toplumu çökertmenin alt yapısı olarak sigara görülebilir. Zira, en önemli kitle öldürme silahı olarak bilinen sigara; erişkin bir nüfusun %25 ini öldürebilmektedir. Her 8 saniyede bir insanın sigaradan öldüğünü düşünün. Her sene dünyada, ortalama 4,5 milyon insan sigaraya bağlı hastalıklardan ölmektedir. Ülkemizde bu oran 100 bin civarındadır. Sahi bir atom bombası atılırsa, sizce  kaç kişi ölebilir? Oysa her gün atom bombası etkisinde olan sigara, binlerce insanı öldürmektedir. Gelişen silah teknolojisi günümüze kadar henüz bu etkide bir silah üretmiş değildir. Tüketicisini öldüren tek yasal ürün ne yazık ki, sigaradır. Ve acı bir itiraf; kaybedilen savaşların en büyüğü, sigara ile yapılan savaştır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tarih: 14:52, 12/6/2008
Yorum yaz

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->


Get your own Chat Box! Go Large!
Scrollbar By, MyCuteSpace.com

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us